Çocukların Daima Güldüğü Yer

Boşanmış Anne Baba ve Çocuklar

Anne babanın evliliği sona erebilir; ancak çocuklarının anne babası olma sorumluluğu sona ermez. Bir çocuk için anne ve babasının ayrı evlerde yaşaması, onların sevgisine ve ilgisine duyduğu ihtiyacı ortadan kaldırmaz.

Boşanma, yetişkinlerin hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak çocuk için bu değişim, anlamlandırması ve duygusal olarak uyum sağlaması gereken önemli bir yaşam deneyimidir. Alıştığı düzen değişir, anne ve babasını aynı ortamda göremeyebilir, birinden ayrılırken diğerini özleyebilir. Bazen üzüntüsünü ağlayarak, bazen öfkelenerek, bazen de davranışlarıyla ortaya koyabilir. Üstelik küçük çocuklar yaşadıkları değişimi her zaman sözcüklerle anlatamaz; hissettiklerini davranışlarıyla ifade edebilirler.

Böyle bir dönemde çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, anne ve babasının birbirlerine karşı nasıl hissettiklerinden bağımsız olarak, her ikisinin de sevgisinden ve bakımından emin olabilmektir. Çocuk, anne babasının ayrılığının nedeni olmadığını ve bu ayrılığın sorumluluğunu taşımadığını bilmeye ihtiyaç duyar.

Çocuğu diğer ebeveyne karşı konumlandırmak, onun duygusal yükünü artırır.

Boşanma sürecinde eşler arasında kırgınlıklar, anlaşmazlıklar ve geçmişten gelen sorunlar yaşanmış olabilir. Bazen bu duygular o kadar yoğunlaşır ki anne ya da baba, farkında olmadan kendi kırgınlığını çocuğun dünyasına taşır. Diğer ebeveyn hakkında olumsuz konuşmak, onu suçlamak, çocuğun yanında tartışmak veya çocuğun yaşadığı bir olayı diğer ebeveyni kötülemek için kullanmak, çocuğu yetişkinler arasındaki çatışmanın içine çeker.

Oysa çocuk, anne ve babasını birbirinden bağımsız iki insan olarak değerlendirebilecek duygusal olgunluğa henüz sahip olmayabilir. Anne ya da babası hakkında kötü sözler duyduğunda, sevdiği birini savunmak zorunda hissedebilir. Bir ebeveynini sevdiği için diğerine ihanet ediyormuş gibi suçluluk yaşayabilir. Zamanla kendi duygularını açıkça ifade etmekten, özlemini dile getirmekten veya yaşadığı güzel bir anıyı paylaşmaktan çekinebilir.

Çocuğun diğer ebeveyniyle ilgili duygularını özgürce yaşayabilmesi çok önemlidir. Bir çocuğun annesini sevmesi, babasını daha az sevmesi gerektiği anlamına gelmez. Babasıyla güzel vakit geçirmesi, annesine karşı bir tutum aldığı anlamına gelmediği gibi annesini özlemesi de babasını reddettiği anlamına gelmez.

Çocuk, anne ve babası arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalıdır. Çünkü onun ihtiyacı bir tarafı seçmek değil, kendisini her iki ebeveyniyle olan ilişkisinde de güvende hissedebilmektir.

Suçluluk duygusuyla her isteğini karşılamak, çocuğun ihtiyacını karşılamak değildir.

Boşanmanın ardından bazı anne babalar, çocuklarının yaşadığı değişim nedeniyle kendilerini suçlu hissedebilir. Bu duyguyla çocuğun her istediğini yerine getirmeye, kuralları esnetmeye veya hayal kırıklığı yaşamasını önlemeye çalışabilirler. Bazen de çocukla geçirilen sınırlı zamanı mümkün olduğunca sorunsuz geçirmek için sınır koymaktan kaçınırlar.

Elbette çocuğun duygusal ihtiyaçlarına duyarlı olmak, onunla nitelikli zaman geçirmek ve kendisini değerli hissettirmek çok önemlidir. Ancak sevgi, her isteğin karşılanması ya da her davranışın kabul edilmesi demek değildir. Çocukların hayatlarında güvenilir yetişkinlere, yaşlarına uygun sınırlara, düzenli rutinlere ve tutarlı bir rehberliğe ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar, anne ve babanın ayrı yaşadığı durumlarda da devam eder.

Bir ebeveynin sınır koyduğu yerde diğerinin bütün kuralları kaldırması, çocuğun sevgiyi kuralsızlıkla ilişkilendirmesine veya ebeveynler arasındaki farklılıkları bir çatışma alanına dönüştürmesine yol açabilir. Çocuğun her istediğini yapmasına izin vermek, onu yaşadığı zorluklardan korumak gibi görünse de kendi duygularını yönetmeyi, beklemeyi, sorumluluk almayı ve hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğrenmesini zorlaştırabilir.

Burada amaç, anne ve babanın her konuda aynı tutumu benimsemesi değildir. Farklı evlerde farklı rutinler bulunabilir. Önemli olan; çocuğun güvenliği, temel ihtiyaçları, saygı, sorumluluk ve davranış sınırları konusunda mümkün olduğunca tutarlı bir yaklaşım sergilemektir.

Çocuğa verilebilecek en güçlü güvence, her istediğinin yapılması değil; ne yaşarsa yaşasın kendisine sevgiyle rehberlik edileceğini bilmesidir.

Çocuğun yanında diğer ebeveyni küçümsemeyin.

Bazen bir ebeveyn, diğerinin çocuğa yeterince zaman ayırmadığını, sözünü tutmadığını veya sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünebilir. Böyle durumlarda yaşanan hayal kırıklığını anlamak mümkündür. Ancak yetişkinlerin birbirlerine yönelik değerlendirmeleriyle çocuğun duygusal dünyası birbirinden ayrı tutulmalıdır.

Çocuğa “Baban zaten hep böyle”, “Annen seni düşünmüyor” ya da “Ben senin için her şeyi yapıyorum, o ne yapıyor?” gibi sözler söylemek, çocuğu farkında olmadan bir taraf tutmaya yöneltebilir. Benzer şekilde çocuğun diğer ebeveyniyle yaşadığı güzel bir anıdan rahatsız olmak veya o ebeveyni özlemesini olumsuz karşılamak da çocuğun kendisini suçlu hissetmesine neden olabilir.

Bir yetişkin olarak diğer ebeveynle yaşadığınız sorunları çözmek sizin sorumluluğunuzdur; çocuğunuzun bunları taşıması gerekmez. Çocuğunuz bir anlaşmazlığı anlattığında onu dinleyebilir, hislerini önemseyebilir ve yaşına uygun bir açıklama yapabilirsiniz. Ancak onu hakem, haberci, sırdaş veya diğer ebeveyn hakkında bilgi toplayacağınız bir aracı hâline getirmemelisiniz.

Çocuğunuzun “Babamı özledim” demesine “Anneni daha çok seviyorsun demek ki” diye karşılık vermek yerine, “Babanı özlemen çok doğal” diyebilmek; onun duygularına güvenle yer açar. Çünkü çocuk, bir ebeveynini özlediğinde diğerini daha az sevmiş olmaz.

Çocukların anne babalarının ayrılığını kendilerine bağlamalarına izin vermeyin.

Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar, yaşanan olayları kendi davranışlarıyla ilişkilendirebilirler. Anne ve babalarının neden ayrı yaşadığını tam olarak anlayamayabilir, bazen kendi yaramazlıklarının, söz dinlememelerinin veya yaptıkları bir şeyin bu ayrılığa neden olduğunu düşünebilirler.

Bu nedenle çocuğa yaşına uygun, sade ve açık bir dille açıklama yapmak önemlidir. “Bu, anne ve babanın yetişkinler olarak aldığı bir karardır. Senin yaptığın bir şey yüzünden olmadı. İkimiz de senin annen ve baban olmaya devam edeceğiz” gibi ifadeler, çocuğun kendisini suçlamasının önüne geçmeye yardımcı olabilir.

Çocuğun sorularına dürüst ama yaşına uygun cevaplar vermek, bilmediğimiz veya henüz açıklayamayacağımız konularda onu ayrıntılarla yormamak gerekir. Verilen sözlerin tutulması, görüşme ve günlük yaşam düzeninin mümkün olduğunca öngörülebilir olması da güven duygusunu destekler.

Her çocuk aynı şekilde tepki vermez. Bazı çocuklar hemen uyum sağlamış gibi görünürken bazıları daha fazla ilgi isteyebilir, öfkelenebilir, içine kapanabilir veya ayrılıklara karşı hassaslaşabilir. Bu davranışları yalnızca şımarıklık olarak değerlendirmek yerine, çocuğun ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak gerekir.

Boşanmak eş olmaktan ayrılmaktır, ebeveynlikten değil.

Birlikte yaşamak artık mümkün olmayabilir; fakat çocuğun hayatına ilişkin temel sorumluluklar devam eder. Çocuğun eğitimini, sağlığını, günlük ihtiyaçlarını ve duygusal gelişimini ilgilendiren konularda iletişim kurabilmek, çocuğu yetişkinler arasındaki anlaşmazlıklardan korumak ve onun ihtiyaçlarını önceliklendirmek önemlidir.

Bu, her iki ebeveynin de bütün koşullarda eşit ölçüde sorumluluk aldığı veya her ilişkinin mutlaka aynı biçimde sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmez. Güvenlik, ihmal, şiddet veya başka ciddi riskler söz konusuysa öncelik çocuğun korunmasıdır. Böyle durumlarda uygun uzman desteği ve gerekli hukuki düzenlemeler önem taşır.

Ancak güvenlik açısından bir engel bulunmadığında, çocuğun her iki ebeveyniyle de sağlıklı ilişkiler sürdürebilmesine alan açmak, onun duygusal iyilik hâlini destekleyebilir. Anne ve babanın birbirleriyle anlaşamadıkları konular olabilir; yine de çocuklarının yanında birbirlerini küçük düşürmeden, kişisel çatışmalarını ebeveynlik sorumluluklarından ayrı tutarak hareket etmeleri mümkündür.

Çocuklar için en sağlıklı ortam, anne ve babanın mutlaka aynı evde yaşadığı ortam değil; kendilerini güvende, değerli ve seviliyor hissettikleri ortamdır.