Çocukların Daima Güldüğü Yer

Hazzi Ertelemek

Çocuğun her istediğinin hemen gerçekleşmesi, onu hayata hazırlamaz. Bazen bir çocuğa verebileceğimiz en değerli şey, istediği şeye hemen ulaşmak değil, bekleyebilmeyi öğrenmesi için ona fırsat tanımaktır.

Erken çocukluk döneminde çocuklar isteklerini ertelemekte, sıralarını beklemekte ve istedikleri bir şey gerçekleşmediğinde hayal kırıklığıyla baş etmekte zorlanabilirler. Bir oyuncağı hemen almak, istediği etkinliğe o anda başlamak ya da her ihtiyacının gecikmeden karşılanmasını beklemek bu yaşlarda sık karşılaşılan davranışlardır. Bunun önemli bir nedeni, özdenetim ve dürtü kontrolü becerilerinin henüz gelişmekte olmasıdır. Küçük çocuklar için beklemek, yetişkinlerin düşündüğünden çok daha zor olabilir. Ancak bu beceriler, çocuğun gelişimine uygun deneyimler ve yetişkinlerin rehberliğiyle zaman içinde güçlenir.

Her isteğin hemen karşılanması, her ihtiyacın karşılanması demek değildir.

Çocuğumuzu sevdiğimiz için onun üzülmesini istemeyebilir, ağladığında hemen çözüm bulmaya, bir şey istediğinde mümkün olan en kısa sürede yerine getirmeye çalışabiliriz. Elbette çocuğun temel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, kendisini güvende hissetmesi ve ihtiyaç duyduğunda yetişkin desteğine ulaşabilmesi çok önemlidir. Ancak her isteğin anında karşılanması ile çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması aynı şey değildir.

Çocuk bazen istediği oyuncağın sırası gelene kadar beklemeyi, bir etkinliğin başlamasını sabırla karşılamayı, bir başkasının da söz hakkı olduğunu kabul etmeyi öğrenmelidir. Bunlar çocuğu mahrum bırakmak ya da gereksiz yere zorlamak değildir. Aksine, hayatın her zaman kendi isteğimiz doğrultusunda ilerlemediğini güvenli bir ortamda deneyimlemesine fırsat vermektir. Çocuk, istediği şey hemen gerçekleşmediğinde de güvende olduğunu; beklerken sıkılabileceğini, üzülebileceğini ama bu duygularla baş edebileceğini öğrenir.

Sabır, çocuğa söylenerek değil, yaşatılarak öğretilir.

İki yaşındaki bir çocuktan uzun süre beklemesini istemekle altı yaşındaki bir çocuktan sırasını takip etmesini beklemek aynı değildir. Bekleme süresi, çocuğun yaşına, gelişimine ve içinde bulunduğu duruma uygun olmalıdır. Küçük adımlarla başlayan bu süreç, tekrarlarla gelişir.

Örneğin bir oyuncağı hemen vermek yerine kısa bir sıra bekleme deneyimi oluşturabilir, bir oyunun tamamlanmasını beklemesine rehberlik edebilir ya da birlikte hazırlanan bir etkinlik için gereken malzemeleri sırayla dağıtabiliriz. Çocuk beklerken zorlandığında “Sabret işte!” demek yerine, “Beklemek zor geliyor, biliyorum. Birazdan sıra sana gelecek” diyebiliriz. Böylece yalnızca beklemesini istemeyiz; beklerken yaşadığı duyguyu anlamasına ve yönetmesine de yardımcı oluruz.

Çocuğun beklemeyi başardığı anları fark etmek de önemlidir. “Sıranın sana gelmesini bekledin”, “Zorlandığın hâlde tekrar denedin” gibi ifadeler, çocuğun kendi çabasını fark etmesini sağlar. Amaç her seferinde kusursuz davranması değil, zamanla kendi davranışlarını yönetebilme becerisini geliştirmesidir.

Beklemeyi öğrenen çocuk, yalnızca sabırlı olmayı öğrenmez.

Hazzı erteleme, kişinin bir isteğini hemen gerçekleştirmek yerine daha sonraki bir zamanı bekleyebilmesiyle ilgilidir. Bu beceri; özdenetim, dikkat, duyguları yönetme ve hedefe yönelik davranma gibi gelişim alanlarıyla ilişkilidir. Okul öncesi dönemde bu becerilerin desteklenmesi, çocuğun günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini kolaylaştırabilir.

Arkadaşının konuşmasının bitmesini beklemek, bir oyunda sırasını takip etmek, istediği sonucu hemen alamadığında yeniden denemek ya da bir etkinliği tamamlamak için çaba göstermek bu becerinin günlük yaşamdaki örnekleridir. Çocuk böyle deneyimlerle yalnızca beklemeyi değil, başkalarının ihtiyaçlarını gözetmeyi, başladığı bir işe devam etmeyi ve karşılaştığı güçlükler karşısında farklı çözümler aramayı da öğrenir.

Burada önemli bir ayrım vardır: Hazzı ertelemek, çocuğun bütün isteklerini bastırması veya sürekli kendinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Çocuğun ihtiyaçlarını ifade edebilmesi, yardım isteyebilmesi ve gerektiğinde sınırlarını koruyabilmesi de en az beklemeyi öğrenmesi kadar değerlidir. Hedefimiz, her şeye sessizce razı olan bir çocuk değil; istekleriyle davranışları arasında zamanla daha bilinçli seçimler yapabilen bir birey yetiştirmektir.

Okul öncesi eğitim, beklemeyi ve özdenetimi deneyimleme alanıdır.

Okul ortamı, çocukların bu becerileri günlük yaşamın doğal akışı içinde geliştirebilecekleri önemli bir sosyal alandır. Grup oyunlarında sıra beklemek, ortak materyalleri kullanmak, arkadaşının fikrini dinlemek, bir etkinliğin tamamlanmasını beklemek ve birlikte belirlenen kurallara uymak çocuğa gerçek yaşam deneyimleri sunar. Öğretmen rehberliğinde karşılaşılan küçük güçlükler, çocuğun kendi duygularını tanımasına ve farklı çözüm yolları geliştirmesine fırsat verir.

Elbette her çocuk aynı hızda öğrenmez. Bazı çocuklar beklemekte daha fazla zorlanabilir; bazıları ise zamanla bu becerileri daha kolay kazanabilir. Önemli olan çocukları birbirleriyle kıyaslamak değil, her çocuğun gelişim düzeyine uygun destek sunmaktır. Okul ve aile aynı anlayışla hareket ettiğinde çocuk, farklı ortamlarda benzer sınırlarla karşılaşır ve öğrendiklerini günlük yaşamına aktarmakta daha fazla fırsat bulur.

Çocuğa bugün sunduğumuz fırsatlar, yarın kullanacağı becerilerin temelini oluşturur.

Çocuğun her isteğini hemen yerine getirmek kısa vadede onu sakinleştirebilir; ancak gelişiminin bir parçası olan bekleme, çaba gösterme ve hayal kırıklığıyla baş etme deneyimlerini de yaşaması gerekir. Bunun yolu onu ağlatmak, ihtiyaçlarını geciktirmek veya sabrını sınamak değildir. Sevgiyle, tutarlı sınırlarla ve yaşına uygun beklentilerle ona küçük sorumluluklar vermektir.

Çocuklukta sabır, bir anda kazanılan bir özellik değil; her gün yaşanan küçük deneyimlerle gelişen bir beceridir. Bazen sırasını beklemek, bazen bir oyunu tamamlamak, bazen de istediği şeyin hemen gerçekleşmeyeceğini kabul etmek… Her biri çocuğun kendini tanımasına ve kendi davranışlarını yönetmeyi öğrenmesine katkıda bulunur.

Çocuğumuza yalnızca istediğine ulaşmayı değil, ulaşana kadar göstereceği çabayı da öğretelim. Çünkü hayatta her şey hemen gerçekleşmez; bazen beklemek, yeniden denemek ve emek vermek gerekir. Çocuğun bu gerçeği güvenli bir ortamda, sevildiğini ve desteklendiğini bilerek öğrenmesi, ona verebileceğimiz en kıymetli yaşam becerilerinden biridir.