Çocukluk, yalnızca büyüdüğümüz değil, kim olduğumuzun temellerini attığımız dönemdir. İki yaşından itibaren çocuklar dünyayı tanımaya, çevreleriyle ilişki kurmaya, kendi sınırlarını keşfetmeye ve bağımsız bir birey olma yolunda ilk adımlarını atmaya başlar. Bu yıllarda yaşadıkları deneyimler; düşünme biçimlerini, iletişim becerilerini, duygularını yönetme kapasitelerini ve öğrenmeye karşı geliştirdikleri tutumu şekillendirir. Sevgi dolu bir aile ortamı bu gelişimin temelini oluştururken, nitelikli okul öncesi eğitim bu temeli zenginleştirir ve çocuklara günlük yaşamın ötesinde, planlı ve gelişimlerini destekleyen çeşitli deneyimler sunar.
Çocuklar yaşayarak, deneyerek, keşfederek ve başkalarıyla etkileşim kurarak öğrenir. Okul ortamında arkadaşlarıyla oyun paylaşmayı, sırasını beklemeyi, anlaşmazlıklarla başa çıkmayı, düşüncelerini ifade etmeyi ve başkalarının duygularını anlamayı öğrenir. Kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bağımsızlık kazanır; küçük sorumluluklar üstlendikçe özgüveni gelişir. Oyunlar, hikâyeler, sanat ve hareket etkinlikleri ile doğayla kurduğu ilişki; dil becerilerini, dikkatini, hayal gücünü, problem çözme yeteneğini ve ince-kaba motor gelişimini destekler. Farklı materyallerle çalışmak, sorular sormak, denemek ve gerektiğinde yeniden başlamak ise çocuğa yalnızca yeni beceriler kazandırmaz; öğrenmenin keyfini de yaşatır.
Bu gelişim sürecinde her çocuk kendi hızında ilerler. Bu nedenle amaç, çocuğu erkenden büyütmek ya da akademik bilgilerle donatmak değil; yaşına ve gelişim özelliklerine uygun deneyimlerle potansiyelini ortaya çıkarabileceği güvenli bir ortam sunmaktır. Nitelikli okul öncesi eğitim, çocuğun kendini güvende hissettiği, merakının desteklendiği, birey olarak değer gördüğü ve öğrenmeye istek duyduğu bir alan yaratır. Böyle bir ortamda çocuk, ilkokula yalnızca belirli beceriler kazanmış olarak değil; kendine güvenen, iletişim kurabilen, sorumluluk alabilen ve yeni deneyimlere açık bir birey olma yolunda ilerleyerek hazırlanır.
Bu nedenle okul öncesi eğitim, çocuğu yalnızca gelecekteki okul yaşamına hazırlamaz; bugününü de daha zengin, anlamlı ve gelişim dolu hâle getirir. Her çocuğun keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyeli vardır. Bu potansiyelin gelişebilmesi için çocuğa doğru zamanda, doğru ortamda ve doğru deneyimlerle eşlik etmek gerekir.
